E-Posta: iletisim@mustafairen.com

  • mustafa iren github
  • mustafa iren linkedin
  • mustafa iren twitter
2011'in Son Günü

Merhabalar,

Yazdım yazacağım derken yine yılın sonunu bulduk. Her sene siteye yazmaktan biraz daha uzaklaşıyorum galiba. Her ne kadar yazmayı çok istesem de zamanımı yazmak yerine başka işlere yönlendiriyorum. Sanırım öncelik sırası yapma konusunda pek iyi sayılmam. Bu yüzden teknik bilgi ve makalelerden uzak kalıyorsunuz. Haliye bu da sitenin teknik olması yerine daha fazla kişisel olmasına yol açıyor. Bakalım bu kervan böyle nereye kadar gidecek.

Sizi daha fazla yormadan bir göz atalım bakalım 2011 bana neleri sunmuş, neleri benden almış ? 

Ocak ayında İmece ile yollarımızı ayırdık. Hemen akabinde Microsoft'un Ankara'daki Webcamp eğitimine katıldım. Konya Friendfeed toplantısı düzenledik; Sırrı'nın evinde arabaşı çorbası içtik.

Şubat'ta ise bir ilki yaşadım ve doğum günümü unuttum. Bundan sonrası için de sanırım doğum günlerim benim için pek anlamlı veya önemli bir gün olmayacak. Daha çok ölüm günümü merak ediyorum aslında (:

Mart ayında ise okuluma yoğunlaşıp internetten uzak durma kararı almıştım. Lakin bu kararım pek uzun sürmedi. Üstelik hiç ilgim olmayan bir konuya (E-Ticaret) meylettim. O gün bugündür e-ticaret sistemleri üzerine çalışıyorum. Özellikle Nisan ayında merakım ve yoğunluğum bu konu üzerine biraz daha arttı. 

Kitap yazma mevzusuna gelirsek; bir kaç kez kitap yazmaya başlama eğilimim oldu fakat şu an gündemimde yok. Muhtemelen de uzun bir süre gündemime gelemeyecek.

Mayıs ayına geldiğimizde ise M. Serdar Kuzuloğlu ile Konya'da tanışma ve sohbete fırsatım oldu. Yine mayıs ayı içerisinde dinlemekten en çok hoşlandığım Ney'i dinleme fırsatına sahip oldum. Çok ender rastlanan bir faaliyete şahit olmaktan mutlu oldum.

Haziran ayına geldiğimizde ise hayatmın seyrini değiştirme kararı aldım ve hayatım bu yönde değişti. Hem de ciddi bir karar ve ciddi değişiklikler meydana geldi.  Sebebi Konya'dan İstanbul'a taşınmam. İstanbul'a yerleşme sürecimiz biraz sancılı olsa da yılın bu son zamanlarında 6 ayı bitirmiş olduğum halde daha dün gibi geliyor. Zamanım o kadar hızlı geçiyor ki bırakın kontrolü ele almayı, zamana bile ayak uyduracak dermanım kalmayabiliyor. Sırrı ile normal arkadaşlığımız, ev ve iş arkadaşlığı pozisyonuna yükseldi. Çok şükür şimdilerde çok rahat kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyoruz. Benim İstanbul'a gelme sürecim konusunda ise beni tanıyanlar bilir. Hayatımın her zamanında mutlaka İstanbul'a zaman ayırırım. Yalnız bu seferki biraz ciddi bir karar oldu. Kız kulesine yürümek, Taksim meydanı, Bağdat caddesi, 5 dakikada Beşiktaş'a geçmek, Eminönünde balık ekmek yemek... Artık bunlar hayatımın standardı haline geldi ve bunlardan şimdilik memnunum. Bakalım ne zaman sıkılacağım ya da İstanbul'a doyup başka şehirlere yelken açacağım. Bu arada fark ettim ki geldiğim günden bu güne kadar epey maceralı ve eğlenceli gezilerim oldu. Müzelerden, konserlere, canlı yayınlara, sevdiğim oyuncuların tiyatrolarına gidebilmek benim için önemli ve değerli şeyler. Yani istediğime istediğim anda erişemiyorsam İstanbul'da olmamın da pek bir mahiyeti yok. Şimdilik bu sürece kadar gayet güzel gitti. Tatilerin de sık denk gelmesi sebebi ile Konya'ya da sürekli gitme fırsatım oldu. Gidip gelmek şehir değiştirmek hoşuma gidiyor. Her seferinde ruhuma reset atmış gibi hissediyorum.

Temmuz ve Ağustos aylarının ramazan ve koşturmaca eşliğinde nasıl geçtiğini hiç anlamadım desem yalan olmaz.

Eylül, Ekim ve Kasım aylarında da değişik süreçler yaşadım ki son konulardan bunları da öğrenebilirsiniz.

Bu yıl Gülben Hanım ve GEFC ile iftar soframız çok güzeldi. Ardından "Çocuklar Gülsün Diye" Kampanyası bir Derneğe dönüştü, güzel oldu. Çalışmaları titizlikle ve çok özenli bir şekilde gerçekleştiriyorlar. İftar yemeğinden sonra 29 Ekim'de Beyaz Show'a da katılma fırsatım oldu. Ve kamera arkasını, bir işin mutfağında olmayı ne kadar sevdiğimi orada bir kez daha tecrübe ettim. 

Aralık ayında ise pek bir faaliyetim olmadı zaten iş ve okul hayatım yeterince yoğun gidiyor. Genellikle haftanın 7 günü çalıştım, pek tatil yapmadım ya da gezmedim. Sadece Konya'ya vizelerim için gittim; ve kendime yeni bir bilgisayar aldım (ASUS N53S 007). Şimdilik ona alışmaya çalışıyorum. Netbook'dan sonra büyük bir bilgisayara geçince insan alışamıyor hemen (: yine Microsoft İstanbul Webcamp'e katılma fırsatım oldu. Bir yılda 2 webcamp iyi denk geldi. Daron Hoca (Daron Yöndem) ile de görüşmek ondan fikirler almak hoşuma gidiyor. Dikkatimden kaçan bir çok konuyu görebilmemi sağlıyor.

Son olarak bu akşam tiyatroya gittim. Gitme sebebim Çiğdem Hanım'dı (Ayşe Çiğdem Batur). Aylar önce Konya'da iken Kurtlar Vadisi'nin savcısı Leyla Türkmen olarak izlediğimiz değerli insan. Oyunculuğunu gerçekten beğenmiştim fakat bana birisi tanışıp sohbet edebileceğimizi söylese inanmazdım. Bugünkü oyunu izledikten sonra Çiğdem Hanım'ın oyunculuğuna bir kez daha hayran kaldım ve tanışmaktan çok memnun oldum. Çok nazik ve çok çok iyi birisi (:

Yarın Eskişehir'e gidiyorum. Hem uzun zaman önce verdiğim sözü yerine getirmiş olacağım hem de yılbaşı bahanesiyle arkadaşlarımı, dostlarımı görmüş olacağım.

Her sene olduğu gibi bu sene de oldukça garip bir yıldı. 2012'ye doğru yol alırken hayatımda ne gibi değişiklikler olacak yine merak içerisindeyim. Hayat bana neler sunacak ve ben hangi tercihleri doğru, hangilerini yanlış yapacağım. Kimlerle yollarımız kesişecek, kimlerle ayrılacak. İşin garibi de aslında belki birazdan "2012'in Son Günü" yazısı yazıyor olacağım, koskoca 2012 yılı da geçmiş olacak. Daha dün 1996'lardaydık (: bu zaman garip vesselam.

Geleneğe uyup saatlerce özet bir yıl yazmaya çalıştım. Eksikleri çok fazla tabi ki. Sevinçleri eksik, hüzünleri eksik, kayıpları eksik, planları eksik...

2012 ile birlikte Allah'tan herkese sağlık, neşe, mutluluk, huzur ve hayırlı ömürler diliyorum. Kendime ise önce herkese dilediklerimden sonra ise yıllardır bitiremediğim şu okul mevzusundan kurtulmayı diliyorum.

Allah'a emanetsiniz.

 

 

2011-12-31 03:20:38

Lakırdılar

2014
2013
2012
2011
2010
2009
2008
2007
2006