E-Posta: iletisim@mustafairen.com

  • mustafa iren github
  • mustafa iren linkedin
  • mustafa iren twitter
Lüzumsuz İşler Müdürü

Merhabalar, yazabileceğim, yazmak istediğim o kadar çok konu var ki, hangi birisini yazayım, nerden başlayayım diye düşünürken günlük telaşa kaptırıyorum hayatı. Üzerine kod yazmalar, izlediğim dizilerin yeni bölümleri denk gelince gün bitiyor, diğeri başlıyor. Fakat iş güç okul için rapor yazmalar, ders çalışmalar, kitap okumalar, şöyle bir 10 dakika göz gezdireyimler ardı arkasına biraz acele de ederek yetiştirmeye çalışıyorum. Tabi bu kadar şeyi yaparken zaman kısıtlı olunca haliyle uykudan çalıyorum.

Çevremdekiler, aslında eskiden internet üzerinden sık sık görüştüğüm çevremdekiler desem daha doğru olabilir;  hâlâ bir kısmı neden web programlama, internet yazılımı ve bilişim güvenliği ile ilgili şeyleri takip ettiğimi anlamlandıramıyorlar, bu onlara saçma ve önemsiz geliyor. Bu problemi 1. derecede yakınlarım ile çoook önceleri aştık fakat 2. derecede de aşmam gerekiyor galiba. İnternette gezerek, bir şeyler okuyarak, kod yazarak, dizi-film izleyerek geçirdiğim zamanlar onlara göre boş iş yapıyorum gibi geliyor. Kendimi ve yaptığım işi çoğu zaman onlara anlatmamayı tercih ediyorum; yeri geldiği zaman olursa, ki genelde çözmedikleri teknik problemlerde yardımcı olmaya çalışıyorum. Daha fazlası benim gücümü, enerjimi azaltıyor. Bu yüzden dediklerini genelde onaylayıp kendi bildiğimi okumaya devam ediyorum.

Bir çok kişinin sürekli "Neden msn kullanmıyorsun ? , Neden facebook'un yok ? O neden böyle ? Bunu neden şöyle yapıyorsun ?" gibi sorularına maruz kalıyorum. Aslında aynı sorulara aynı veya benzer cevaplar vermek beni hem yoruyor hem de zamanımı fazlasıyla ziyan etmeme sebep oluyor. MSN'i eskisi gibi kullanmıyorum çünkü hem teknolojik gelişmeler ve iletişimin boyutu değişiyor hem de önceleri "Merhaba, nasılsın " ile başlayan hoş sohbetlerimiz sonraları bilgisayar hakkında teknik konuşmalara doğru ilerliyor ve kendimi ilgili problemden kaynaklı firma ya da bileşenin "Teknik Destek Elemanı" gibi hissetmeye başlıyorum. Biraz daha zaman ilerlediğinde kişilerle aramadaki mesafe azalıyor ve hâl hatır aşaması doğrudan geçip karşıma problemlerle geliyorlar; çözüyoruz ya da çözemiyoruz (ki benim de bilgim bi yere kadar) bu aşamadan sonrası ise "Sen 7/24 Online mısın ?, Hiç uyumaz mısın ?, Bilgisayarı mı kapatmıyorsun ?" MSN iletisinde bir yazı ya da mesaj gördüyse doğrudan üstüne alınmalar gibi durumlar oluşmaya başlıyor. Tabi mesafe de giderek ister istemez daraldığı için de üslup ve konuşmalar da değişiyor, sevmediğim halleri almaya başlıyor. "slm, nbr, şşşt  yaWa$..." gibi saçma sapan dil katliamları da baş gösteriyor haliyle. Bunlar beni acayip derecede rahatsız ediyor. Ben böyle yazıp konuşmadım mı ? Gençlik zamanında sohbet odalarında daha fenalarını da yapmışlığım var. Fakat insan karşısındakine nasıl hitap edeceğini, nasıl konuşması gerektiğini az çok tahmin edebilmeli. Ayrıca o gün yapmam gereken işleri de hatır gönül uğruna aksatabiliyorum. Bunlar benim diğer sosyal faaliyetlerimden ya da yapmam gereken işten, sohbet etmek istediğimbir arkadaşımın zamanından alınmış oluyor. Herkes gibi benim de 24 saatim var ve herkes gibi yetiştirmem gereken kimisine göre önemli, kimisine göre önemsiz işlerim var.

Bu süreç böyle ilerlerken bir kaç yıl önce, tam kaç yıl oldu hatırlamıyorum buna bir çözüm bulmaya karar verdim ve MSN hesaplarımı ayırmaya başladım 3 ayrı MSN hesabında yüzlerce kişi. Hangi taraf ile ilgilenmem gerekiyorsa ya da ne kiminle işim varsa onu açmaya gayret etsem de bir süre sonra o da zıvanadan çıktı ve ben her 3 MSN hesabında da online kalmaya başladım. Bu sefer problemim bir nebze çözülse de daha fazla sahaya dağılmama sebep oldu ve en iyi yolun MSN'den vazgeçmek olduğuna karar verdim. Giderek azalan bir süreyle açmamaya başladım; bu süreler kimisinde ayları, yılları buldu. (: MSN devrini yavaş yavaş kapatmaya başladığımda zamanımın kendi işlerime ve başka şeylere kanalize etmeye başladım fakat iletişimsiz olmayacağı için arada bir yoklamalar ve E-posta ve GTalk devrim başladı.

GTalk'dan şu an kullanım olarak memnunum iletişim halinde kalmam gereken kimse yoksa genelde açmıyorum. E-Posta ise geçen yıllar itibari ile standardım haline geldi. Benimle en hızlı ve en iyi iletişimi kurmanızın yolu e-posta adresim.

Neden Facebook yok sorusuna daha önceleri de cevap vermiştim ama yine değineyim. Facebook süper bir uygulama ve çağın gerekliliği ve hızını sağlayan, hatta yön veren bir proje oldu. Geçen zamanlarda ve gerek mali gerek kullanıcı sayısındaki sürekli artış sebebi ile bunu görebiliyoruz.  Öncelikle bu konuda anlaşalım da sonra kavga çıkmasın. Facebook ilk çıktığı zamanlardan beri benim de hesabım vardı, kullanmışlığım var; yani facebook cahili değilim (: tabi ki son yıllardaki uygulama geliştirme, yeni iş imkanları için saha oluşturması, yurt içi ve yurt dışında çevreyi genişletme konusundaki faydalarından yararlanamadım. Bu mahrumiyeti xing, twitter ve friendfeed gibi uygulamalarla kapatmaya çalıştım. Bu konuda başarısız olduğumu da düşünmüyorum. Zira friendfeed sayesinde güzel insanlarla tanıştım, güzel işlerde çalıştım, çevrem bi hayli genişledi. Fakat facebook'dakine oranla bu çevre benim için önemli çünkü bu görünmez bir duvar. Facebook ise yukarıda bahsettiğim MSN türüne dönüşme meyli bir hayli yüksek hatta tam manasıyla öyle bir uygulama. Şu an hemen hemen bir çoğunuzun gizlilik var, istediğini paylaşıyorsun, istemediğini istemediklerinle paylaşmıyorsun, şunu bunu yapabiliyorsun gibi şeyleri tahmin ediyorum. O yüzden "Hakkımda bildikleriniz benim bilmenizi istediğim kadardır." Oturup burada saatlerce sebep sayabilirim ama saymıyorum o kadar ikimizin de zamanı yok ve lüzumsuz.

Yukarıdaki bahsettiğim durumlar tabi ki benimle iletişim halinde olan herkes için geçerli değil, bunlar beni rahatsız eden örnekler.

Twitter ve FriendFeed'i seviyorum ama bu aralar onlardan da uzak durmaya çalışıyorum. Sebebi ise seçim öncesi bir kısım takip ettiğim insanlar cozutmuş durumda. Her kesim kendisine göre haklı gerekçelere sahip ve karşı tarafı dinleme zahmetine katlanacak kadar tahammülü bile olmayabiliyor. Detaylarını müsait bir zamanda (aklıma gelirse) uzunca yazarım.

Konu konuyu açtı derler ya, bu yazı da öyle bir hal almaya başladı. İyi geceler...

2011-05-23 02:40:33

Lakırdılar

2014
2013
2012
2011
2010
2009
2008
2007
2006