E-Posta: iletisim@mustafairen.com

  • mustafa iren github
  • mustafa iren linkedin
  • mustafa iren twitter
Yaşlı Programcı

Aklına hep gençken okuduğu "İhtiyar Balıkçı" geliyordu. Bir de filmini seyretmişti. O zaman bile etkilenmişti. Ama ancak şimdi anlıyordu Hemingway ne demek istemiş. "Çok büyük bir yazarmış" dedi kendine. Şimdikiler okuyor mu acaba onun yazdıklarını. Okusalar bile, görüşler çok değişti. "Silahlara Veda" romanının konusunu okurken bizim gibi yaşayamazlar dedi. Belki aynı düşünceleri paylaşmazlar bile. Ama "İhtiyar Balıkçı" çok farklı. Her yaşlanmaya başlayan, o koşulları bir kez yaşayacak. Yaşlanınca bile işe yaradığını kanıtlayacak bir gün... En azından kendine.

Yaşlı programcı için de öyle olmuştu. Herkes bitti artık derken, bittiğini görüp için için sevinenler varken, o bir hamle yaptı. Tüm gücünü topladı. Önce kendine inandırdı bitmediğini. İsterse yapabilirdi. Kolları sıvadı başladı işe. Hem de çok büyük bir işe girişti. İyi bir ekibin bile kolaylıkla başaramayacağı büyüklükte bir proje idi bu. Tüm bilgi birikimini topladı. Bilgisayarın başına geçti. Adım adım hedefe doğru ilerledi. "Yapamaz", "olmayacak", "beceremiyecek", "yaşlandı artık" dediler hep.

Ama o yılmadan çalıştı. Düşündü, bir yolunu buldu, üretti. Çıkan en ufak bir sorunda, herkes ortalığı ayağa kaldırırken o sakin emin adımlarla çözüm bulmaya çalıştı. Tek düşüncesi her türlü muhalefete rağmen sonuca ulaşmaktı. Bu nedenle ekibindeki diğer çalışanları bulaştırmadı projeye. Yapabilecekleri bir hata, sonra kendi durumunu sarsabilirdi.

Bazen Ankara’ya gitmesi gerektiğinde hemen geri çağırıldı akşam uçağı ile. Bir kentten ötekine onbinlerce kilometre yol yapıp dolaştı durdu aylarca. Aynı gün iki, hatta üç kentte birden oldu. Bir sorun çıktığında herkes ilk onun programlarında aradı hatayı. İlk onu suçladılar. Sabırla uğraştı. Çok zaman harcadı. İşletim Sistemi uyumsuzlukları, veri tabanı farklılığı, eski uygulamanın yeni koşullarda çalışmayan bölümleri hakkında hataları aradı durdu kendi yaptıklarının yanında. Kendine ait, başka programlara ait hataları buldu tek tek. Çözemediklerini bildirdi ilgili firmalara. Sonunda herşey yavaş yavaş oturdu yerine. Eksikleri tamamladı zaman el verdiği ölçüde. Hemen yapılması gerekmeyen ancak iyileştirilmesi gereken bölümleri düzeltti.

Bitti artık dediklerinde para kazanmıştı. Hala bu işi yapabildiğini kendine bile kanıtlamıştı. Tabi ki kendi başına yapmadı herşeyi. Dostlarının çok desteğini gördü çalışırken. Hala unutamadı, yanında saatlerce sesizce oturan arkadaşlarını. Onu teşvik edecek sözler söyleyen, onu harekete geçiren ve programları yazmasına katkıda bulunan arkadaşlarını.

"Elindeki sihirli deynekle şimdi çözersin sorunu"
"Sorunu çözünce öyle keyifle gülüyorsun ki"

dediklerini anımsadı kulakları çınlarken.

Bir başka büyük proje için ekip kurdu çalışıp yapsınlar diye. Kendi yalnızca yönlendirecek, çözüm üretecekti sorduklarında. Ama baktı ki proje gecikiyor. Ön görülen sürenin çok gerisinde. Sıvadı kolları yine, proje yöneticisi ile beraber. Ürün şekillenmeye başladı onların elinde. Çoğu zaman programları yazarken akıllarına gelen bir sorunu çözmek için sabah karşı toplantı yaptılar karşılıklı. Programların çatısını oluşturdular karşılıklı. Bir taraftan programladılar bir taraftan dökümantasyonunu yaptılar. Sonunda ilk sürüm müşteriye sunuldu. Müşteri "Tam istediğimiz gibi" dedi ilk izlenim olarak. Bu ürün de başarı ile tamamlandı. Gururla tanıtımı yapıldı projeyi izleyen kurumların atadığı temsilcilere.

Yaşlı programcı artık mağrurdu. Gözleri bozulmadan, elleri titrmeden en başarılı olduğunu bildiğinde bırakmalıydı. Kararlıydı. Aslında böyle en az beş yıl daha üretebilirdi belki. Ama tüm iyi yönlerine, kazandığı arkadaşlıklara rağmen üzüldüğü bazı şeyler vardı. Herkese açıklayamayacağı, ancak çok iyi hissettiği şeyler...

Artık çalışmak istemiyordu. Çalışmak istememesinin asıl nedeni yılmış olmasıydı. İşten değil, başkalarının saldırısından. Çoğu zaman kendileri aynı başarıyı göstermemiş kıskanan insanların saldırısından yılmıştı.

"Ya ölürse" dediler projeleri baltalamak için. Bazen yüzüne karşı "Bu adam çözemiyor, çözebilecek birini bulun" dediler rencide edercesine. Bazen en ilgisiz toplantılarda, raporlarda başkasının sorununu onun sorunu gibi yansıtıp suçladılar herkesin önünde. Bazen onun yazdığı programlarda hata buldunca sevinç çığlıkları attılar. Bu tür insanların tek amacı başarılarını gölgelemekti herhalde.

Aslında bir tek amacı vardı yaşlı programcının; Yaşamak için kazandığı parayı hak edebilmek. Ama olmadı dayanamadı sonunda. Bir daha para kazanmak için program yazmayacaktı. Bıkmıştı bu meslekte dolaşan insanların tavrından.

"Nasıl olsa bir biçimiyle yaşayacağım parayı kazanırım" diye düşündü kendini dinleyecek zamanı olduğunda.

Sonra ani bir kararla, bu meslekten kazandığı herşeyi dağıttı. Hisselerini verdi sağa sola. Evini, arabasını sattı yok pahasına. Çekti gitti bir köye. Bilgisayarı tanımayan insanların yaşadığı, bilgisayar kullanmayacağı ve bu özelliği ile kimsenin kendisini tanımadığı, bulamayacağı bir ortamda aldı soluğu.

Kendince tutulabileceği en büyük balığı yakaladığını kanıtladıktan sonra, onun köpek balıklarınca parçalandığını görmeye dayanamayacağı için çekti gitti.

Bir daha dönmedi yaşlı programcı...

2008-05-04 21:34:54

Lakırdılar

2014
2013
2012
2011
2010
2009
2008
2007
2006